İçeriğe geç
Op. Dr. Atakan Güvendiren
{ Düşünceler }

Ağrı Nasıl Değerlendirilir, Ne Zaman Hekime Gidilir?

22 Ağustos 2026 · 13 dk

Ağrı Nasıl Değerlendirilir, Ne Zaman Hekime Gidilir?
Bu yazıda
09
  1. 01
    Ağrı Nedir ve Vücutta Nasıl Oluşur?
  2. 02
    Akut ve Kronik Ağrılar Nasıl Ayırt Edilir?
  3. 03
    Hangi Ağrı Belirtileri Acil Değerlendirme Gerektirir?
  4. 04
    Ağrının Tanısı Nasıl Konur?
  5. 05
    Bel, Boyun, Sırt ve Eklem Ağrılarında Hangi Hekime Gidilir?
  6. 06
    Algoloji Nedir ve Hangi Ağrıların Tedavisiyle İlgilenir?
  7. 07
    Ağrı Tedavisi Hangi Yöntemlerle Planlanır?
  8. 08
    Günlük Yaşamda Ağrı Takibi Nasıl Yapılır?
  9. 09
    Sık Sorulan Sorular

Özet: Ağrının yeri, süresi, şiddeti ve eşlik eden bulgular, hekime başvuru zamanını belirleyen temel ölçütlerdir. Ani başlayan çok şiddetli ağrı; göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç değişikliği, güç kaybı veya ciddi travmayla birlikteyse acil değerlendirme gerekir. Diğer ağrılarda günlük yaşam üzerindeki etki ve zaman içindeki değişim izlenmelidir.

Ağrı, tanı ve ne zaman hekime başvurulacağı birlikte değerlendirilmesi gereken kişisel bir sağlık deneyimidir. Yalnızca “ne kadar ağrıyor?” sorusu yeterli olmaz; ağrının nerede başladığı, nereye yayıldığı, ne kadar sürdüğü, hareketle değişip değişmediği ve eşlik eden belirtiler tanı sürecine yön verir. Üç aydan uzun süren veya tekrarlayan ağrılar kronik ağrı kapsamında değerlendirilebilir (PMID 36400536 — Chronic Pain: Prevalence and Management, 2022).

Bel ağrıları, boyun ve sırt ağrısı ya da eklem ağrısı bazen dinlenme ve günlük yükün düzenlenmesiyle hafifler; bazen de sinir etkilenmesi, yaralanma veya başka bir sağlık sorununun işaretidir. Asıl karar noktası, ağrıya ne kadar dayanılabildiği değil, ağrının işlevi nasıl etkilediği ve hangi bulgularla birlikte görüldüğüdür. Bu ayrım, acil başvuru ile planlı hekim değerlendirmesi arasındaki sınırı daha anlaşılır hâle getirir.

Ağrı Nedir ve Vücutta Nasıl Oluşur?

Ağrı, gerçek ya da olası doku hasarıyla ilişkili duyusal ve duygusal bir deneyimdir. Dokudaki tehlike sinyalleri sinir yollarıyla omuriliğe ve beyne taşınır; beyin bu bilgiyi kişinin önceki deneyimleri, ruhsal durumu ve çevresel koşullarıyla birlikte işler. Bu nedenle benzer bir uyarı, her kişide aynı şiddette ağrı oluşturmayabilir.

Ağrının oluşumu dört temel aşamayla açıklanır:

  • Dönüşüm: Isı, basınç veya doku zedelenmesi gibi uyaranlar, ağrı algılayan sinir uçlarında elektriksel sinyale çevrilir.
  • İletim: Sinyal, çevresel sinirler üzerinden omuriliğe; ardından beyne ulaşır.
  • Düzenleme: Omurilik ve beyindeki mekanizmalar sinyali artırabilir, azaltabilir veya baskılayabilir.
  • Algılama: Beyin, gelen sinyali ağrı olarak yorumlar ve yer, şiddet, yanma, batma ya da zonklama gibi özelliklerle anlamlandırır.

Bu süreç, ağrının yalnızca hasarlı dokudan gelen basit bir mesaj olmadığını gösterir. Örneğin sinir dokusunun etkilenmesi yanma veya elektrik çarpması benzeri ağrılara yol açabilirken; kas, eklem ya da bağ dokusundan kaynaklanan ağrılar hareketle belirginleşebilir. Uyku, kaygı, önceki ağrı deneyimleri ve kişinin genel sağlık durumu da algılanan şiddeti etkileyebilir.

Ağrının kaynağını anlamak için yalnızca “neresi ağrıyor?” sorusu yeterli değildir. Ağrının niteliği, yayılımı, hareketle ilişkisi ve eşlik eden bulgular birlikte değerlendirilir. Bu yaklaşım, algoloji ve diğer ilgili uzmanlıkların ağrı tedavisi planlarken neden hastanın bütün öyküsünü dikkate aldığını açıklar.

Kaynak: Pain assessment (2006), PMID 16320034; The pathophysiology, assessment, and management of acute pain (2023), PMID 36715521.

Akut ve Kronik Ağrılar Nasıl Ayırt Edilir?

Akut ve kronik ağrılar; süresi, ortaya çıkış biçimi ve vücuttaki işlevi birlikte değerlendirilerek ayırt edilir. Akut ağrı çoğunlukla yaralanma veya hastalıkla başlar ve iyileşmeyle azalır. Kronik ağrı ise genellikle 3 aydan uzun sürer ya da beklenen iyileşme süresini aşarak devam eder; ayrım yalnız takvime bakılarak yapılmaz.

Değerlendirme ölçütüAkut ağrıKronik ağrı
BaşlangıçÇoğunlukla belirgindir ve yakın zamanda ortaya çıkarYavaş gelişebilir veya akut ağrının ardından sürebilir
SüreSaatler, günler ya da haftalar boyunca devam edebilirGenellikle 3 aydan uzun sürer
İşlevDoku hasarı veya hastalık konusunda uyarı niteliği taşıyabilirİlk neden düzelse bile sinir sistemi ve başka etkenlerle devam edebilir
Seyirİyileşme ilerledikçe azalması beklenirDalgalanabilir; bazı günler hafifleyip bazı günler artabilir
DeğerlendirmeAğrının nedeni ve eşlik eden bulgular araştırılırFiziksel bulguların yanında uyku, hareket, ruhsal durum ve günlük işlev incelenir

Süre önemli bir ipucudur; ancak tek ölçüt değildir. Örneğin yeni başlayan şiddetli bel veya boyun ağrısı akut kabul edilebilirken, üç aydır tekrarlayan sırt ya da eklem ağrıları kronik ağrı değerlendirmesini gerektirebilir. Ağrının şiddeti de tek başına türünü göstermez: akut ağrı hafif, kronik ağrı ise dönem dönem yoğun olabilir.

Değerlendirmede şu özellikler birlikte ele alınır:

  • Ağrının ne zaman ve nasıl başladığı
  • Sürekli mi, aralıklı mı olduğu
  • Hareket, dinlenme veya uyku ile değişip değişmediği
  • Yanma, batma, elektriklenme ya da uyuşma gibi sinir kaynaklı belirtilerin bulunup bulunmadığı
  • Günlük hareketleri, işi ve uykuyu ne ölçüde etkilediği
  • Zaman içinde azalması, artması veya farklı bölgelere yayılması

Akut ağrının uzaması, ağrının mutlaka kalıcı olacağı anlamına gelmez. Bununla birlikte beklenen iyileşme süresini aşan, tekrarlayan veya günlük işlevi belirgin biçimde sınırlayan ağrılar hekim tarafından değerlendirilmelidir. Kronik ağrıların değerlendirilmesinde hastanın fiziksel bulguları kadar uyku, hareketten kaçınma ve psikososyal etkenler de dikkate alınır (PMID 29408484 — Evaluating psychosocial contributions to chronic pain outcomes, 2018).

Hangi Ağrı Belirtileri Acil Değerlendirme Gerektirir?

Aniden başlayan çok şiddetli ağrı; nefes darlığı, göğüste baskı, bilinç değişikliği, felç bulguları, ciddi travma veya hızla artan şişlikle birlikteyse acil değerlendirme gerekir. Ağrının yeri kadar başlangıç biçimi ve eşlik eden belirtiler de önemlidir. Hayati risk düşündüren durumlarda kişi kendi imkânıyla beklemek yerine 112’yi aramalıdır.

112 Aranması veya Acil Servise Başvurulması Gereken Durumlar

Aşağıdaki belirtiler, ağrının nedeninin gecikmeden araştırılmasını gerektirir:

  • Göğüs ağrısına nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, bayılma hissi veya ağrının çeneye, sırta ya da kola yayılması
  • Birden başlayan çok şiddetli baş ağrısına konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol veya bacakta güçsüzlük, nöbet ya da bilinç değişikliğinin eşlik etmesi
  • Şiddetli karın ağrısıyla karında sertleşme, kanlı kusma, bayılma, belirgin halsizlik veya durmayan kusmanın görülmesi
  • Düşme, trafik kazası ya da darbe sonrasında şekil bozukluğu, açık yara, kontrol edilemeyen kanama veya uzvun kullanılamaması
  • Bel veya sırt ağrısıyla birlikte yeni başlayan idrar-dışkı kontrol kaybı, kasık çevresinde uyuşma ya da bacaklarda hızla gelişen güç kaybı
  • Bir uzuvda travma sonrasında hızla artan gergin şişlik, uyuşma, güçsüzlük, soğukluk veya beklenenden ağır ağrı gelişmesi

Son gruptaki bulgular, kas dokusu içindeki basıncın yükseldiği kompartman sendromunu düşündürebilir. Bu tablo cerrahi acil olabilir; ilaç alıp ağrının geçmesini beklemek uygun değildir.

Aynı Gün Hekime Bildirilmesi Gereken Bulgular

Her ağrı 112 gerektirmez. Ancak şu durumlarda değerlendirme ertelenmemelidir:

  • 38°C ve üzeri ateşle birlikte eklemde kızarıklık, sıcaklık artışı, şişlik veya hareket kısıtlılığı
  • Yeni başlayan ve giderek artan boyun, bel, sırt ya da eklem ağrılarına uyuşma veya güç kaybının eklenmesi
  • Gece uyandıran, dinlenmeyle azalmayan ya da kısa sürede belirgin biçimde değişen ağrılar
  • Ameliyat veya girişim sonrasında yara yerinde akıntı, artan kızarıklık, baldırda ani şişlik ya da yeni başlayan nefes darlığı
  • İleri yaştaki kişide hafif bir düşme sonrasında kalça üzerine basamama veya hareketle belirginleşen kasık ağrısı

Acil değerlendirmede amaç yalnız ağrı tedavisi değildir; kalp-damar, sinir sistemi, enfeksiyon, kırık veya dolaşım bozukluğu gibi zaman kaybından etkilenebilecek nedenlerin hızla ayırt edilmesidir. Ağrının şiddeti değişebilse de eşlik eden solunum, bilinç, kuvvet ve dolaşım bulguları kararın zamanlamasını belirler.

Ağrının Tanısı Nasıl Konur?

Ağrının tanısı, hastanın öyküsü, fizik muayene ve gerekli görülen testlerin birlikte değerlendirilmesiyle konur. Hekim; ağrının başladığı zamanı, yerini, süresini, şiddetini ve hareketle ilişkisini sorgular. Muayene bulgularına göre kan tetkiki, röntgen, ultrason veya MR isteyebilir; ancak görüntüleme sonucu tek başına tanı anlamına gelmez.

Ağrı kişisel bir deneyimdir. Bu nedenle tanıda yalnız “neresi ağrıyor?” sorusuna değil, ağrının günlük yaşamdaki etkilerine de bakılır. Değerlendirme sırasında şu bilgiler önem taşır:

  • Ağrının ani mi, yoksa yavaş mı başladığı
  • Sürekli mi, aralıklı mı olduğu
  • Yanma, batma, zonklama, elektrik çarpması veya baskı şeklinde hissedilip hissedilmediği
  • Hareket, istirahat, uyku ya da belirli bir pozisyonla değişip değişmediği
  • Uyuşma, güç kaybı, şişlik, ateş veya hareket kısıtlılığının eşlik edip etmediği
  • Daha önce geçirilen yaralanmalar, ameliyatlar ve mevcut hastalıklar
  • Kullanılan ilaçlar ve önceki ağrı tedavisi yöntemlerinin etkileri

Ağrı şiddeti çoğunlukla 0 ile 10 arasındaki sayısal ölçekle kaydedilir; 0 ağrı olmadığını, 10 ise kişinin tarif edebildiği en şiddetli ağrıyı gösterir. Bu değer tanıyı tek başına koymaz. Kontrol muayenelerinde ağrının seyrini ve uygulanan tedavinin etkilerini karşılaştırmaya yardımcı olur. Ağrı değerlendirmesinin çok boyutlu yapılması gerektiği, Pain assessment (2006, PMID 16320034) çalışmasında da ele alınmıştır.

Fizik muayenede ağrılı bölgenin yanı sıra eklem hareketleri, kas gücü, refleksler, duyu ve dolaşım değerlendirilebilir. Örneğin bel ağrıları bacağa yayılıyorsa sinir kökü bulguları; eklem ağrısı şişlikle birlikteyse eklem içi veya çevre dokulara ait bulgular araştırılır.

Test seçimi muayenedeki ön tanıya göre yapılır:

İncelemeDeğerlendirmeye katkısı
RöntgenKemik yapısı, kırık ve eklem aralığındaki değişiklikler
UltrasonKas, tendon ve yüzeyel yumuşak dokular
MRDisk, bağ, kıkırdak, sinir ve diğer yumuşak dokular
Kan tetkikleriEnfeksiyon veya iltihabi süreç şüphesi
Sinir iletim testleriSinir sıkışması ya da sinir işlevindeki bozulma şüphesi

Görüntülemede görülen her değişiklik ağrının kaynağı olmayabilir. Tanı; şikâyetin anlatımı, muayene bulgusu ve test sonucunun aynı klinik tabloyu desteklemesiyle netleşir. Uzayan, nedeni açıklanamayan veya birden fazla etkenden beslenen ağrılarda ortopedi, nöroloji, fizik tedavi ya da algoloji uzmanları tarafından farklı yönlerden değerlendirme gerekebilir.

Bel, Boyun, Sırt ve Eklem Ağrılarında Hangi Hekime Gidilir?

Bel, boyun ve sırt ağrılarında fiziksel tıp ve rehabilitasyon; eklem ağrıları, hareket kısıtlılığı veya yaralanma durumunda ortopedi ve travmatoloji hekimi tarafından değerlendirme yapılabilir. Uygun bölüm; ağrının başladığı yerden çok travma öyküsü, süresi, yayılımı, eşlik eden güç kaybı ve eklem bulgularına göre belirlenir.

Başlangıç için bölüm seçimi şu şekilde yapılabilir:

  • Bel, boyun veya sırt ağrısı: Kas-iskelet sistemi kaynaklı ağrılar, duruşla değişen yakınmalar ve hareket kısıtlılığı için fiziksel tıp ve rehabilitasyon bölümüne başvurulabilir.
  • Eklem ağrısı veya travma: Diz, kalça, omuz, dirsek, el bileği ya da ayak bileğinde yaralanma, şişlik, kilitlenme, boşalma hissi veya hareket kaybı varsa ortopedi ve travmatoloji değerlendirmesi uygundur.
  • Kola ya da bacağa yayılan ağrı: Uyuşma, karıncalanma veya kuvvet kaybının eşlik ettiği bel ve boyun ağrılarında sinir sistemi etkilenimi araştırılır; muayene bulgularına göre nöroloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon ya da beyin ve sinir cerrahisi değerlendirmesi gerekebilir.
  • Birden fazla eklemde ağrı: Sabah tutukluğu, tekrarlayan şişlik veya eklemlerde ısı artışı varsa romatoloji görüşü alınabilir.
  • Uzun süren veya karmaşık ağrı: 3 aydan uzun süren ağrılar kronik ağrı kapsamında ele alınabilir. İlk değerlendirmeye rağmen devam eden bel, boyun, sırt veya eklem ağrıları için algoloji ağrı polikliniği, ilgili branşlarla birlikte ağrı tedavisi planına katılabilir (PMID 36400536 — Chronic Pain: Prevalence and Management, 2022).

Ağrının yeri tek başına doğru bölümü belirlemez. Örneğin kalçaya vuran bel ağrısı sinir köküyle, omuz ağrısı eklemle veya boyundan yayılan sinir etkilenimiyle ilişkili olabilir. Bu nedenle başvuru sırasında ağrının ne zaman başladığı, hangi hareketle arttığı, nereye yayıldığı ve günlük işlevleri nasıl etkilediği açıkça anlatılmalıdır.

Travma sonrasında şekil bozukluğu, üzerine basamama ya da kolu kullanamama; yeni gelişen belirgin güç kaybı veya idrar-dışkı kontrolünde değişiklik varsa poliklinik randevusu beklenmeden acil değerlendirme gerekir.

Algoloji Nedir ve Hangi Ağrıların Tedavisiyle İlgilenir?

Algoloji, geçmeyen veya yineleyen ağrıların nedenini, günlük yaşama etkilerini ve tedavi seçeneklerini birlikte değerlendiren tıp alanıdır. Algoloji uzmanları özellikle kronik bel, boyun, sırt, baş ve sinir ağrılarıyla; kanser ağrısı ve bazı ameliyat sonrası ağrılarla ilgilenir. Amaç, ağrının kaynağına göre kişiye özgü bir kontrol planı oluşturmaktır.

Algoloji ağrı değerlendirmesi yalnız “neresi ağrıyor?” sorusuna dayanmaz. Ağrının süresi, yayılımı, şiddeti, hareket ve uyku üzerindeki etkileri ile önceki tedavilere verilen yanıt birlikte ele alınır. Genellikle 3 aydan uzun süren ağrılar kronik ağrı kapsamında değerlendirilir (Chronic Pain: Prevalence and Management, 2022; PMID 36400536).

Algoloji bölümünde değerlendirilebilen durumlar arasında şunlar bulunur:

  • Bel, boyun ve sırt ağrıları
  • Sinir hasarı veya sinir sıkışmasıyla ilişkili yanma, elektriklenme ve uyuşmanın eşlik ettiği ağrılar
  • Migren ve diğer uzun süreli baş ağrıları
  • Eklem ve kas-iskelet sistemi ağrıları
  • Kanserle ilişkili ağrılar
  • Ameliyat veya yaralanma sonrasında devam eden ağrılar
  • Kompleks bölgesel ağrı sendromu gibi özel değerlendirme gerektiren tablolar

Algoloji uzmanları, hastanın bulgularına göre ortopedi, nöroloji, fizik tedavi, beyin ve sinir cerrahisi ya da başka bir branş tarafından yapılan sevk sonrasında değerlendirme yapabilir. Doğrudan algoloji başvurusu da mümkündür; gerekli branş iş birliği muayene bulgularına göre belirlenir.

Algoloji ağrı tedavisi; ilaç düzenlemesi, egzersiz ve rehabilitasyon desteği, yaşam alışkanlıklarının gözden geçirilmesi veya uygun hastalarda girişimsel yöntemleri içerebilir. Enjeksiyonların etkisinin başlama zamanı kullanılan yönteme, hedeflenen dokuya ve hastanın durumuna göre değişir; her “algoloji iğnesi” için geçerli tek bir süre yoktur.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Girişimsel ağrı tedavisi kararı, muayene ve gerekli incelemeler tamamlandıktan sonra verilir.

Ağrı Tedavisi Hangi Yöntemlerle Planlanır?

Ağrı tedavisi; ağrının nedeni, süresi, şiddeti ve günlük yaşama etkisi birlikte değerlendirilerek planlanır. Tek bir yönteme dayanmak yerine hareket düzenlemesi, egzersiz ve fizik tedavi, ilaçlar, psikososyal destek, girişimsel uygulamalar veya gerekli durumlarda cerrahi seçenekler basamaklı biçimde ele alınır. Plan, hastanın yanıtına ve eşlik eden hastalıklarına göre yeniden düzenlenir.

Tedavinin ilk hedefi yalnız ağrı puanını düşürmek değildir. Uyku, yürüme, çalışma, merdiven kullanma veya günlük bakım gibi işlevlerdeki değişim de izlenir. Ağrının 0 ile 10 arasında puanlanması takipte ortak bir dil sağlar; ancak tek başına tanı koydurmaz (PMID 16320034 — Pain assessment (2006)).

Ağrı tedavisi şu yöntemlerden biriyle veya birkaçının birlikte kullanılmasıyla planlanabilir:

  • Nedene yönelik yaklaşım: Eklem, kas, sinir veya iç organ kaynaklı sorunun tedavisi ele alınır. Bel, boyun, sırt ve eklem ağrıları aynı başlık altında görünse de tedavileri farklı olabilir.
  • Hareket ve rehabilitasyon: Kişiye uygun egzersiz, fizik tedavi, yük düzenlemesi ve günlük aktivite değişiklikleri değerlendirilir.
  • İlaç tedavisi: Kullanılacak ilacın türü; ağrının kaynağına, hastanın yaşına, diğer hastalıklarına ve mevcut ilaçlarına göre hekim tarafından belirlenir. İlaçlar hekime danışılmadan başlanmamalı, kesilmemeli veya değiştirilmemelidir.
  • Psikososyal destek: Uzun süren ağrılarda uyku bozukluğu, kaygı, hareketten kaçınma ve günlük yaşam yükü tedavi planına dahil edilebilir.
  • Girişimsel ağrı tedavisi: Algoloji uzmanları, uygun hastalarda sinir blokları veya enjeksiyon gibi yöntemleri değerlendirebilir. Uygulamanın hedefi, beklenen etkileri ve olası riskleri işlem öncesinde açıklanır.
  • Cerrahi değerlendirme: Yapısal hasar, işlev kaybı veya diğer tedavilere rağmen süren belirgin yakınmalar varsa ilgili cerrahi branşın görüşü alınabilir. Ameliyat kararı yalnız ağrının şiddetine göre verilmez; muayene, görüntüleme ve hastanın işlev düzeyi birlikte değerlendirilir.

Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Uygun yöntem, muayene ve klinik değerlendirme sonrasında belirlenir.

Günlük Yaşamda Ağrı Takibi Nasıl Yapılır?

Günlük ağrı takibi; ağrının yeri, şiddeti, süresi, tetikleyicileri ve günlük işlevler üzerindeki etkisinin düzenli kaydedilmesiyle yapılır. Kısa bir ağrı günlüğü, yalnız “ne kadar ağrıdığı” bilgisini değil; yürüme, uyku, çalışma ve hareket sırasında ortaya çıkan değişimleri de görünür hâle getirerek hekim değerlendirmesini destekler.

Ağrı şiddeti 0–10 ölçeğiyle kaydedilebilir: 0 ağrı olmadığını, 10 ise kişinin hayal edebildiği en şiddetli ağrıyı ifade eder. Bu puan kişiseldir; asıl değer, aynı kişide zaman içindeki değişimi göstermesidir. Örneğin diz ağrısının 4’ten 7’ye çıkması kadar, merdiven kullanımının zorlaşması da önemlidir.

Ağrı günlüğünde şu bilgiler yer alabilir:

  • Ağrının başladığı tarih ve gün içindeki zamanı
  • Bel, boyun, sırt, baş veya eklem gibi hissedildiği bölge
  • Batıcı, yanıcı, zonklayıcı, sıkıştırıcı ya da elektriklenme biçimindeki karakteri
  • Ne kadar sürdüğü ve gün içinde kaç kez tekrar ettiği
  • Hareket, uzun süre oturma, uyku veya belirli bir etkinlikle ilişkisi
  • Uyuşma, karıncalanma, güç kaybı, şişlik ya da hareket kısıtlılığı gibi eşlik eden bulgular
  • Kullanılan tedavinin, hekim önerisine uygun biçimde, ağrı ve işlev üzerindeki etkileri
  • Uyku, yürüme, çalışma ve kişisel bakım üzerindeki değişiklikler

Tek bir yüksek puan yerine tekrar eden örüntü daha açıklayıcı olabilir. Sabah hafifleyen ancak akşam yürümeyi sınırlayan ağrılar ile istirahatte süren ağrılar farklı değerlendirme başlıkları doğurur. Ağrı değerlendirmesinde şiddetin yanı sıra fiziksel işlev, duygusal durum ve sosyal etkiler de dikkate alınır; kronik ağrılarda psikososyal katkıların incelenmesi bu nedenle önem taşır (PMID 29408484 — Evaluating psychosocial contributions to chronic pain outcomes, 2018).

Kayıtlar, muayene sırasında ortopedi, fizik tedavi veya algoloji uzmanları tarafından ağrı tedavisi planlanırken kullanılabilir. Ağrının belirgin biçimde değişmesi, yeni bir bölgede başlaması ya da günlük hareketleri giderek daha fazla sınırlaması durumunda yalnız günlüğe devam etmek yerine hekim değerlendirmesi gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Hangi yakınmalar için ağrı bölümüne başvurulur?

Üç aydan uzun süren veya tekrarlayan bel, boyun, sırt, baş, eklem ve sinir ağrıları için algoloji bölümüne başvurulabilir. Kanser ağrısı, ameliyat sonrası devam eden ağrı ve nedeni açıklanamayan kronik ağrılar da değerlendirilir. Yeni başlayan şiddetli ağrılarda ise önce acil bir neden bulunup bulunmadığı araştırılır.

Algoloji bölümüne hangi hekim sevk eder?

Algolojiye aile hekimi veya hastayı değerlendiren ilgili uzmanlık dalındaki hekim sevk edebilir. Ortopedi, nöroloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, beyin ve sinir cerrahisi ya da onkoloji uzmanları; ağrının kaynağına göre yönlendirme yapabilir. Bazı sağlık kuruluşlarında doğrudan randevu alınabilse de başvuru koşulları kuruma göre değişir.

Ağrı tedavisiyle ilgilenen hekime ne denir?

Ağrının değerlendirilmesi ve tedavisi alanında çalışan hekime algoloji uzmanı denir. Algoloji uzmanları ağrının süresini, yerini, yayılımını, günlük yaşama etkilerini ve eşlik eden bulguları birlikte değerlendirir. Tedavi planı ilaç dışı yöntemleri, ilaç tedavisini veya uygun hastalarda girişimsel uygulamaları içerebilir.

Algoloji iğnesinin etkisi ne zaman başlar?

Algoloji iğnesinin etkisinin başlama zamanı kullanılan yönteme, ilaca, uygulama bölgesine ve hastanın durumuna göre değişir. Bazı uygulamalarda etki erken fark edilebilirken bazılarında değerlendirme için birkaç gün gerekebilir; geçici uyuşma ile asıl tedavi etkisi aynı değildir. Beklenen süre ve kontrol planı, işlemi yapan hekim tarafından açıklanmalıdır.

Geçmeyen ağrı için ne zaman hekime başvurulmalıdır?

Ağrı birkaç gün içinde azalmıyorsa, giderek artıyorsa, tekrarlıyorsa veya uyku, yürüme ve günlük işleri belirgin biçimde etkiliyorsa hekim değerlendirmesi gerekir. Uyuşma, güç kaybı, eklemde şişlik, ateş, açıklanamayan kilo kaybı ya da travma öyküsü varsa başvuru ertelenmemelidir. Ağrının süresi tek başına tanı koydurmaz; muayene ve gerektiğinde görüntüleme nedeni belirlemeye yardımcı olur.

Ağrıyla birlikte hangi belirtiler acil servise gitmeyi gerektirir?

Göğüs ağrısıyla birlikte nefes darlığı veya soğuk terleme; ani ve çok şiddetli baş ağrısı; yüz, kol ya da bacakta güçsüzlük; konuşma bozukluğu; bilinç değişikliği ve ciddi travma acil değerlendirme gerektirir. Şiddetli karın ağrısına bayılma, kanama ya da sürekli kusma eşlik etmesi; bir uzuvda hızla artan şişlik, gerginlik, renk değişikliği veya dayanılmaz ağrı bulunması durumunda da 112 aranmalı ya da acil servise başvurulmalıdır. Bu bilgiler tıbbi tanı yerine geçmez.